$ USD:49,7405
€ EUR:55,7443
£ GBP:66,5855
Gram Altın:6.414,91
CaddeNews Logo
Haberler/Dünya+/Seçimlerin Gölgesinde İran'a Askeri Operasyon Hazırlığı: Washington ve Tel Aviv'den Kritik Adımlar

Seçimlerin Gölgesinde İran'a Askeri Operasyon Hazırlığı: Washington ve Tel Aviv'den Kritik Adımlar

CN
Caddenews tarafından yayınlandı
23 Ekim 2026, 10:31 yayınlandı 23 Ekim 2026, 10:59 güncellendi
Seçimlerin Gölgesinde İran'a Askeri Operasyon Hazırlığı: Washington ve Tel Aviv'den Kritik Adımlar

Uluslararası kamuoyuna yansıyan bilgiler ve diplomatik kaynaklardan edinilen izlenimlere göre, Washington ve Tel Aviv yönetimleri, kendi iç siyasetlerindeki kritik seçimlerin öncesinde veya sonrasında devreye sokulabilecek İran'a yönelik geniş çaplı bir askeri operasyonun planlamalarını hızlandırdığı iddialarıyla gündemde. Bölgede tırmanan gerilim, olası bir çatışmanın yıkıcı sonuçlarına dair endişeleri artırırken, bu adımların siyasi motivasyonları da tartışma konusu oluyor.

Bu iddiaların temelinde, geçtiğimiz Ekim ayının ilk haftasında sıcak bir çatışmanın eşiğinden dönüldüğü bilgisi yer alıyor. İngiliz Financial Times gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, İsrail ordusu 10 Ekim'de İran'ın elektrik santralleri, enerji altyapısı, kamu binaları ve nükleer tesislerini kapsayan ağır bir hava saldırısı dalgası planladı. Ancak bu plan, ABD Başkanı Donald Trump'ın ara seçimler öncesinde küresel petrol fiyatlarını tırmandıracak, enflasyonu tetikleyecek ve Amerikan kuvvetlerini doğrudan çatışmaya sokacak bir savaşa izin vermemesi üzerine son dakikada durduruldu. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly de ara seçimlerden önce ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyona girişmeyeceğini teyit etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise, iç siyasetteki zayıflayan desteğini toparlamak ve üzerindeki baskıyı dağıtmak amacıyla 'İran'da yönetim değişikliği' söylemini yeniden gündemine aldı. Netanyahu'nun 19 Ekim'de Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde 'Bitirmemiz gereken bir iş var ve bunu birlikte bitireceğiz' ifadelerini kullanması, ardından 20 ve 21 Ekim'deki açıklamalarında orduya ve güvenlik birimlerine 'Tahran'daki yönetimi tamamen devirme' talimatı verdiğini duyurması, gerilimi daha da tırmandırdı.

İran'a yönelik tehditlerin tırmandığı bu günlerde, perde arkasındaki diplomatik ve askeri temaslar da hız kazandı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İsrail seçimlerine kısa bir süre kala 19 Ekim'de İsrail'e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Yerel basına yansıyan haberlere göre, Hegseth'e Ovda Hava Üssü'nde İsrail istihbaratının hazırladığı, sivil ve enerji altyapılarını da içeren güncellenmiş yeni bir 'İran hedef listesi' sunuldu. Ziyaretin hemen ardından İsrail savaş uçakları, Suriye ve Irak hava sahalarından geçerek İran sınırına kadar uzanan, olası bir saldırı senaryosuyla uyumlu tatbikat uçuşları gerçekleştirdi. Eş zamanlı olarak İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordudaki tüm izinleri iptal ederek birlikleri en yüksek alarm durumuna geçirdi. New York Times gazetesinin sızdırdığı saldırı planları ise, operasyonun Kasım ayı başına ertelenmiş olabileceğine işaret ediyor. ABD ordusunun Orta Doğu'daki konuşlanmasını üç uçak gemisi taarruz grubu, binlerce deniz piyadesi ve hava savunma filolarıyla Kasım ayı başında tamamlaması bekleniyor. Planlamalarda özellikle İran'ın Natanz kompleksi yakınlarındaki yerin onlarca metre derinliğine inşa edildiği öne sürülen 'Kazma Dağı' nükleer tesisi kritik bir hedef olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Trump'ın bu hedeflere karşı 'tüm bombaların anası' olarak bilinen 10 tonluk GBU-43/B (MOAB) bombasının kullanılabileceğini ima etmesi dikkat çekerken, askeri uzmanlar bombanın etkinliği ve taşıyıcı uçakların savunmasızlığı konusunda şüphelerini dile getiriyor.

Ancak, İran'a yönelik olası bir askeri müdahaleye hem İsrail içinden hem de uluslararası arenadan güçlü itirazlar yükseliyor. İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, saldırı mesajı veren açıklamaların seçimler öncesinde gerginliği tırmandırma ve siyasi kazanç elde etme amacı taşıdığını belirtti. Eski İsrail Askeri İstihbarat Dairesi yetkilisi Danny Citrinowicz ise, seçim öncesi savaşı 'tam bir çılgınlık' olarak nitelendirerek, İran'ın cephaneliğini koruduğunu, İsrail ve ABD'nin hava savunma füzelerinde ciddi stok yetersizliği yaşandığını ve Tahran'ın havadan vurularak devrilemeyeceğini vurguladı. Citrinowicz ayrıca, Irak sahasında Amerikan askeri gücünün kalmamasının İran yanlısı milislerin elini güçlendirdiğini ve yeni bir çatışmanın tüm Körfez bölgesini ateşe vereceğini ifade etti. Bölgesel tırmanışın kontrol dışına çıkma riskini en somut şekilde ortaya koyan gelişmelerden biri de Washington'ın diplomatik tahliye adımı oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Yemen'deki İran destekli Husilerin saldırılarını ve bölgedeki yüksek güvenlik risklerini gerekçe göstererek Suudi Arabistan'daki acil görevde bulunmayan tüm diplomatik personelini ve ailelerini ülkeyi terk etmeye çağırdı. Tahran'daki analistler ise, Kazma Dağı veya enerji tesislerinin vurulması durumunda İran'ın misillemesinin yalnızca ticari gemilerle sınırlı kalmayacağını; Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağını, veri merkezlerinin, deniz altı fiber internet kablolarının ve Suudi Arabistan'daki Aramco petrol rafinerilerinin hedef alınarak küresel enerji fiyatlarının bilinçli biçimde artırılacağını belirtiyor. Johns Hopkins Üniversitesi'nden İran uzmanı Vali Nasr, tüm işaretlerin ABD'nin yeniden savaşa sürüklendiğini gösterdiğini ve olası yeni çatışma dalgasının yalnızca İran için değil, tüm Orta Doğu ve küresel ekonomi için çok daha büyük ve kalıcı bir yıkıma yol açabileceği uyarısında bulundu.

Kaynak: TRT Haber (CaddeNews AI Derlemesi)

Bu haberi paylaş

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Bir Yorum Bırakın

Bot Doğrulaması: 0 + 0 = ?